Ergenekon Duruşmaları

Daha önce tek bir sayfada topladığım duruşma metinlerini, mahkeme sürecinin uzayacak olması, tek sayfa içinde tutmanın sayfanın yükleme süresini uzatması ve okunabilirliğini azaltması dolayısı ile sayfalara bölüyorum.

Dava gelişimini duruşma duruşma takip etmek isterseniz, her duruşmanın linkini ve o duruşmanın önemli başlıklarını yine bu sayfadan bulabilirsiniz.

Bu sayfa içinde arama yapmak isterseniz CTRL ve F tuşlarına beraber basmanız ve açılan yere aradığınız kelimeyi yazmanız yeterli olacaktir. Eğer daha detayli arama yapmak isterseniz, web-sayfasının sağında bulunan “search” kısmını kullanabilirsiniz.

Türkiye Ergenekon’a kilitlenecek

AA

20 Ekim tarihinde başlayacak olan Ergenekon davası, gündeme damgasını vuracak. Aralarında emekli Tuğgeneral Veli Küçük, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, gazeteciler Güler Kömürcü, Vedat Yenerer, Hayrullah Mahmud ve Ergun Poyraz’ın yanı sıra Sami Hoştan, Sedat Peker ve Ali Yasak’ın da bulunduğu 46’sı tutuklu 86 sanık hakkında açılan davanın ilk duruşmasının 2 ay sürmesi bekleniyor.

Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesindeki adliyede, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince yargılamanın yapılacağı duruşma salonundaki hazırlıklar tamamlandı.

Toplam 280 kişinin alınacağı duruşma salonunda mahkeme heyeti, savcılar, avukatlar ve sanıklara 200, basın mensupları ve izleyicilere de 80 kişilik yer ayrıldı.

Duruşmada dinlenilecek ”gizli tanıklar”, salon bitişiğinde oluşturulan ve ses ile görüntülü kayıt sistemi de kurulan bir bölümde, kendisini sorgulayacak hakim ile bulunacak.

Salondaki diğer kişilerce tanınmaması için görüntüsü mozaiklenerek, sesi de değiştirilerek salona aktarılacak tanığa, mahkeme heyeti ve avukatlar da doğrudan soru yöneltebilecek.

İlk duruşma

Duruşma görüntülerinin, salon yakınına kurulan bir LCD ekrandan basın mensupları ve izleyicilere canlı olarak aktarılacak davanın ilk oturumunda, 2455 sayfadan oluşan iddianame ya da bu iddianame yerine geçen belgeler okunacak.

Toplam 86 sanığın yargılanacağı davanın ilk oturumu, sanıkların ifadeleri bitene kadar her gün yapılacak. Kimlik tespitlerinin ardından ilk olarak tutuklular olmak üzere sanıkların ifadesi alınacak duruşmalarda, sanık sayısının çokluğu nedeniyle mağdurlar ve tanıklar daha sonra dinlenilecek.

Salona kurulan sistem sayesinde ses ve görüntü kaydı yapılacak olan duruşmada yaşananlar, daha sonra kağıda dökülecek.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Savcıları Zekeriya Öz, Nihat Taşkın ve Mehmet Ali Pekgüzel‘in hazırladığı 450 klasörden oluşan 2455 sayfalık iddianamede, Danıştay 2. Dairesi üyesi Mustafa Yücel Özbilgin ”maktul”, Özbilgin dışında dönemin daire başkanı, şimdiki Danıştay Başkanı Mustafa Birden, üyeler Ayla Gönenç, Ayfer Özdemir ve Danıştay Tetkik Hakimi Ahmet Çobanoğlu da ”mağdurlar” olarak sıralanıyor.

”İhbar eden” olarak da Şevki Yiğit’in adı geçen iddianamede, soruşturmanın 12 Haziran 2007′de Trabzon İl Jandarma Komutanlığının 156 hattını gizli numaradan arayarak, isim ve kimliğini belirtmeyen bir kişinin telefon ihbarıyla başladığı, ihbardan yola çıkılarak Ümraniye’de bir gecekonduda 27 adet el bombası ele geçirildiği ve bazı kişilerin yakalandığı belirtiliyor.

Bu kişilerden bazılarının, başta Cumhuriyet gazetesine el bombası atılması ve Danıştay saldırısı olarak bilinen eylemler olmak üzere, daha önce meydana gelen bazı adli olay ve olay failleriyle bağlantılarının kurulması üzerine soruşturmanın genişletildiği ifade edilen iddianamede, soruşturmada, daha önce bir ceza davasına konu olmamış ”Ergenekon” isimli terör örgütüne ulaşıldığı kaydediliyor.

”Derin devlet”

İddianamede, ”Türk tarihine ait önemli bir kavram ve bilinen Türk Destanının da adı olan Ergenekon ile terör örgütü kelimelerinin iddianamede yan yana getirilmesinin savcılığın tercihi olmadığı” vurgulanarak, ele geçen İstanbul 29 Ekim 1999 Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma, Yönetim ve Geliştirme Projesi’ isimli dokümandan ve soruşturma evrakı genelinden ‘Ergenekon’ terör örgütünün bu dokümanın yazım tarihi olan 1999′dan da öncesine dayanan, gizli örgütlü faaliyet içerisinde bulunduğunun, yönetici ve üyelerinin örgütü ‘derin devlet’ kabul edip dışa karşı da bu şekilde gösterdiklerinin anlaşıldığı ifade ediliyor.

Tuncay Güney’den ele geçirilen belgelere yer verilen iddianamede, gerçekleştirdiği eylemlere rağmen, örgütün deşifre edilmesinin daima engellendiği anlatılarak, Susurluk’taki trafik kazasının, örgütün kapılarını kısmen de olsa araladığı belirtiliyor.

İddianamede, ”Örgütün yakın amacının, ülkede yönetim zafiyeti oluşturacak derecede eylemler yapıp, kamu düzenini bozacak kargaşa ortamı meydana getirmek, nihai amacının da oluşacak kargaşa ortamı ile yönetime karşı yapılacak hukuk dışı bir müdahalenin kamuoyunda kabulü ve haklılığını temin edip, hukuk dışı bir müdahale ile yönetimi ele geçirmek olduğu tespit edilmiştir” deniliyor.

Devletin resmi kurumlarından alınan cevaplara göre yapılan değerlendirmede de kendilerini ‘derin devlet’ olarak niteleyen ‘Ergenekon’ yapılanmasının, devletin hiçbir resmi kurumuyla irtibat ve alakasının bulunmadığı dile getiriliyor.

Örgütün yapısı

İddianamede, sanıklar Cumhuriyet gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı İlhan Selçuk, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek, emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin, eski İstanbul Üniversitesi (İÜ) Rektörü Kemal Yalçın Alemdaroğlu ve Kuvayı Milliye Derneği Başkanı emekli Kurmay Albay Fikri Karadağ’ın ”örgütün üst düzey sorumluları ve yöneticileri” oldukları belirtiliyor.

Ele geçirilen dokümandan örgütün, ”Ergenekon Başkanlığı” na bağlı yurt içi ve yurt dışı olmak üzere yapılandığı anlatılan iddianamede, dokümandan örgütünün yurt içi yapılanmasının ”askeri yapılanma”, ”devlet kurumlarında yapılanma”, ‘’sivil yapılanma”, ”mafya yapılanması” ve ”terör örgütü yapılanması” şeklinde beş ana bölümden oluştuğu, kurulan sivil toplum örgütlerindeki kişilere darbeden sonra çeşitli makam ve mevkiler vadedildiği kaydediliyor.

İddianamede, örgüt üyelerinin Ulusal Kanal, Cumhuriyet gazetesi, Aydınlık Dergisi ve bağlı birleşik kuruluşlar ile diğer medya organları içerisine sızdırıldığı, mafyanın örgüt tarafından yönetilip kontrol altına alınması ve yurt dışındaki mafya örgütleriyle de entegrasyonunun sağlanmasının benimsendiği ifade ediliyor.

İddianamede, bu doğrultuda mevcut yapılanma içinde yer alan Sami Hoştan, Sedat Peker, Semih Tufan Gülaltay ve Osman Yıldırım gibi kişiler vasıtasıyla örgüte gelir temin edildiği anlatılarak, örgütün yurt dışı yapılanması konusunda örgüt dokümanında açık hükümler bulunduğu, sanıklar Veli Küçük, Sevgi Erenerol, Kemal Kerinçsiz, Kemal Yalçın Alemdaroğlu, Doğu Perinçek, Sedat Peker, Sami Hoştan ve Ferit İlsever’in yurt dışında örgütsel süreklilik arz edecek şekilde toplantılara katıldıklarının tespit edildiği ifade ediliyor.

TSK’yı darbeye teşvik

İlhan Selçuk’un, ”Ergenekon” üst yapılanmasında yer alan ”Teori Tasarımı ve Planlama Dairesi Başkanlığı”na bağlı sivil bölümün başında olduğu, bu bölümü yönettiği ve Türk Silahlı Kuvvetlerini (TSK) darbeye teşvik ettiği belirtilen iddianamede, Kemal Alemdaroğlu‘nun da Selçuk’un yardımcılığını yaptığı, aynı zamanda örgütün üniversite yapılanması içerisinde görev aldığı kaydediliyor.

İddianamede, aynı bölümde faaliyet gösteren ve Selçuk ile örgütsel faaliyetleri yürüttüğü anlatılan Perinçek’in de bunun yanında askeri yapılanma ile de irtibatlı bulunduğunun anlaşıldığı bildiriliyor.

”Ergenekon” ve lobi dokümanında ayrıca ”köprü personelden” bahsedildiği anlatılan iddianamede, ”Delillerden, Ergenekon gizli yapılanması ile sivil unsurları oluşturan lobi yapılanması arasındaki ilişkiyi ‘köprü personel’ olarak şüpheliler Veli Küçük ve Muzaffer Tekin’in sağladığı anlaşılmıştır” ifadelerine yer veriliyor. Küçük’ün, örgütün deşifre edilen tüm sivil uzantılarıyla ilişkili olduğu vurgulanan iddianamede, şunlar kaydediliyor:

”Küçük’ün zaman zaman örgütün karargahı konumunda olan Türk Ortodoks Kilisesi’nde açık ve gizli toplantılar düzenlediği, örgütün gerçekleştirdiği birçok toplumsal gösteri ve basın açıklamalarına katıldığı, alınan gizli tanık beyanlarından yakın tarihimizde ülkemizde ciddi kaos ve gerginlik oluşmasına neden olan birçok faili meçhul olayların planlayıcısı ve azmettiricisi olduğu, tüm bu eylem ve faaliyetlerini, etrafındaki mafya gruplarına ya da suikast timlerine yaptırdığı, bu ilişkilerini de halen sürdürdüğü anlaşılmaktadır.”

Muzaffer Tekin

İddianamede, Cumhuriyet gazetesinin bombalanması olayını bizzat emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin’in yaptırdığı ifade edilerek, dosyadaki tüm delillere birlikte bakıldığında, Tekin’in bu eylem kararı ve talimatlarını tek başına verebilmesinin mümkün olmadığı, diğer ilişkilerine bakıldığında Ergenekon terör örgütünün gizli yapılanması içerisinden gelen emir ve talimatları uyguladığının anlaşıldığı belirtiliyor.

İddianamede, ”Ergenekon” örgütünün, terör örgütlerinin yok edilmesini değil, kontrol altına alınıp örgüt adına kullanılmasını benimsediği savunuluyor.

Bu konuda Veli Küçük ve Ümit Oğuztan’tan çıkan ‘Panzehir’ isimli dokümanda, PKK’nin tamamen tasfiye edilmesi yerine, Abdullah Öcalan ile iş birliği yapılıp bizzat Ergenekon terör örgütü içerisinde bulunan kendilerince genç subay olarak tabir ettikleri, muhtemelen örgüt adına çeşitli askeri kurumlara sızmış örgüt üyelerinin PKK’nın üst düzey yönetici kadrolarının yerlerine getirilmesinin öngörüldüğü ifade edilen iddianamede, dosyadaki delillerden Doğu Perinçek, Ferit İlsever ve Hayati Özcan‘ın PKK kamplarında terör örgütünün elebaşı Abdullah Öcalan’la birçok fotoğrafının bulunduğuna işaret ediliyor.

Sanıkların DHKP/C ve Hizbullah terör örgütleriyle doğrudan bağlantılarının bulunduğu kaydedilen iddianamede, delillerin incelemelerinde, tüm şüphelilerin Ergenekon yapılanması altında değişik isim ve faaliyetlerle belirtilen kurum, dernek ve platformlar ile medya kuruluşlarında örgüt adına faaliyetlerde bulunduğu kaydediliyor.

Ele geçen malzemeler

Emniyet Genel Müdürlüğünden (EGM) 5 Haziran 2008′de ”Ergenekon” yapılanması ile ilgili gelen yazıya da yer verilen iddianamede, yazıda, soruşturmada 39 el bombası, 2 içi boşaltılmış el bombası, 11 kilogram C-3 patlayıcı, 1160 gram tahrip kalıbı, 1 gaz bombası, 10 fünye, 5 işaret fişeği, 3 sis bombası, 21 TNT kalıbı, 1 yangın bombası, 84 kapsül, 24 ateşleme çakmağı, 50 infilak fitili, 35 çeşitli boylarda infilak fitili, 1 eğitim bombası, 2 demir çubuk içerisinde patlayıcı, 18 gram Emolite marka patlayıcı, 13 santimetre uzunluğunda infilak kapsülü için irtibatlık fitil, 3 Golden ibareli plastik tüp içerisinde hidrolik asit, 3 uzun namlulu tüfek, 2 av tüfeği, 2 havalı tüfek, 21 tabanca, 3 kuru sıkı tabanca, 34 şarjör, bin 74 dolu fişek, 73 av fişeği, 1 susturucu, 2 içi boşaltılmış havan mermisi, 9 içi boşaltılmış uçak savar mermisi, 1 kasatura, saniyeli fitil, çok sayıda demir bilye, bomba yapımında kullanılan malzemeler, telsiz, kasatura ve bıçak ele geçirildiğinin kaydedildiği bildiriliyor.

İddianamede, EGM’ce ”Ergenekon yapılanmasının 3713 Sayılı Kanun’da belirtilen özelliklere sahip bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir” denilerek, ”yapılanmanın açıkça terör örgütü olduğu” vurgulanıyor.

Suikast planları

Örgütün gerçekleştirmeyi planladığı eylemlere de değinilen iddianamede, İP Genel Merkezi’ndeki aramada çok sayıda CD bulunduğu, bunlardan birinde, Kara Kuvvetleri Komutanı olduğu dönemde emekli Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın İzmir ve Balıkesir’de yapacağı ziyaretler sırasındaki koruma planının yer aldığının anlaşıldığı kaydediliyor.

İddianamede, bu konunun sorulduğu Doğu Perinçek’in şüpheli cevapları, aynı yerden ele geçirilen Yargıtay krokileri ve İzmir NATO Karargahı krokileriyle birlikte değerlendirildiğinde, Orgeneral Büyükanıt’a yönelik kötü amaçlı eylem ve planlar yapılmış olabileceğinin düşünüldüğü belirtiliyor. Ayrıca, şüpheliler arasındaki telefon görüşmeleri ve ifade içeriklerinden, örgütün Kuvayı Milliye Derneğindeki yapılanmasının, Orhan Pamuk, Fehmi Koru, Ahmet Türk, Osman Baydemir veya Sebahat Tuncel’in öldürülmesi konusunda plan yaptığının sabit olduğu ve gerçekleşmesi halinde terör eylemi niteliğinde bulunacağı anlatılıyor.

Cumhuriyet gazetesinin bombalanması ve Danıştay olayı faillerinin aynı şahıslar olduğunun anlaşıldığı ifade edilen iddianamede, sanıkların işlediği öne sürülen suçlara yer veriliyor.

Devlete ait çok gizli belgelerin ele geçmesi ile suikast planlarına yer verilen iddianamede, Ankara’da bulunan Kuvva-i Milliye Derneğinin Genel Merkezi’ndeki aramada elde edilen şüpheli Bekir Öztürk’e ait dizüstü bilgisayarda kayıtlı dosyada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan veya AK Parti’den herhangi birinin Cumhurbaşkanı olması durumundaki simülasyona ulaşıldığı anlatılıyor. Bu simülasyona göre, şok suikastlar olarak Fener Rum Patriği Bartholomeos’un, Türkiye Ermenileri Patriği Mesrob Mutafyan’ın ve iş adamı İshak Alaton’un öldürülmesi konularını içeren Fuat Ermiş Sesar imzalı belgenin bulunduğu, bunun da son zamanlarda meydana gelen farklı dinlere mensup kişilerin öldürülmesi olayları ile doğrudan irtibatlı ve hedef gösterici yazı olması sebebiyle, yazıyı hazırlayan şahısların tespit edildiği belirtiliyor.

Örgütün eylemleri

İddianamede, ”Ergenekon terör örgütü”nün gerçekleştirdiği belirtilen eylemler şöyle sıralanıyor:

-Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ıskata teşebbüs,

-Darbe ortamı hazırlamak amacıyla halkı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne karşı silahlı isyana tahrik,

-Mayıs 2006′da Şişli’de bulunan Cumhuriyet gazetesi merkezine el bombası atılması,

-10 Mayıs 2006′da Şişli’deki Cumhuriyet gazetesine el bombası ile ikinci saldırının gerçekleştirilmesi,

-11 Mayıs 2006′da Cumhuriyet gazetesine el bombası atılmak suretiyle üçüncü saldırının gerçekleştirilmesi,

-17 Mayıs 2006 günü Danıştay 2. Dairesine yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucu Danıştay üyesi Mustafa Yücel Özbilgin’in öldürülmesi ve 2 üyenin yaralanması,

-13 Haziran 2007 günü İstanbul-Ümraniye ilçesinde bir adrese düzenlenen operasyonda 27 adet el bombası ele geçirilmesi,

-25 Haziran 2007′de Eskişehir’de emekli Yüzbaşı Fikret Emek’ten 12 adet el bombası, 2 adet uzun namlulu silah, 11 kilogram C3 patlayıcı madde, 11 kilogram TNT patlayıcı madde, 2 adet ruhsatsız silah ve bol miktarda dokümanın ele geçirilmesi,

-Devlete ait gizli bilgi ve belgelerin ele geçirilip amacı dışında kullanılması,

-Kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine, hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydetme eylemleri,

-Silahlanma, ruhsatsız silah bulundurma ve taşıma eylemleri.

Örgütün geliri

”Ergenekon” terör örgütünün ‘’silahlı bir örgüt” olduğu ifade edilen iddianamenin ”Örgütlenme Eylem ve Faaliyet Alanları” başlıklı bölümünde, örgüte gelir getirici illegal faaliyetler, ”mafyanın kontrol altına alınması, uyuşturucu ticaretinin kontrol altına alınması, kamu ve hazine arazilerinin illegal olarak satılması, bankalardan hackerler yoluyla para çalma, kimyasal silah üretim ve ticareti, hava kargo ticareti (kara para aklamak için), dini içerikli naylon vakıflar kurulması, naylon şirketler kurulması, insan kaçakçılığı ticareti ve sivil toplum kuruluşlan vasıtasıyla yardım toplama” olarak sıralanıyor.

Sonuç: Örgüt, hükümetleri devirmeye elverişli

İddianamenin sonuç bölümünde, dosyadaki tüm delillerin değerlendirilmesi sonucu ”Ergenekon terör örgütü” nün birçok alanda örgütlenmesini tamamladığı belirtiliyor.

Bu örgütün amacına ulaşabilmek için Danıştay saldırısı benzeri birçok suikastı da planladıklarının, ele geçirilen belgeler, iletişim tespit tutanakları, bir kısım şüpheli ve tanık beyanlarından anlaşıldığı kaydedilen iddianamede, şöyle deniliyor:

”Ergenekon terör örgütünün bu tür eylemler için sabıkalı ve suça meyilli insanları Kuvayı Milliye Derneklerine üye yaptırdığı, bu tür insanları derneklerde toplayıp çeşitli rütbeler ve sözde askeri görevler verdiği, basın yayın kuruluşlarını, mafyayı ve terör örgütlerini kontrol altına almaya çalıştığı belirlenmiştir. Sivil toplum kuruluşların üst düzey yönetimlerinde örgütlenerek bu kuruluşları amaçları doğrultusunda sevk ve idare etmeleri, medya, mafya ve terör örgütleri üzerindeki etkileri dikkate alındığında, anılan örgütün her yönüyle hükümetleri devirip yönetimi ele geçirmeye elverişli olanaklara sahip oldukları anlaşılmıştır.”

Ağırlaştırılmış müebbet hapis istemi

İddianamede, tutuklu sanık emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün, ”kişiyi yerine getirdiği kamu görevinden dolayı tasarlayarak öldürmeye azmettirmek” ve ”cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek” suçlarından 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapsi isteniyor.

”Kişiyi yerine getirdiği kamu görevinden dolayı tasarlayarak öldürmeye teşebbüse azmettirmek” suçundan 4 mağdur için ayrı ayrı cezalandırılması istenen Küçük’ün bu suça ilişkin toplam 52 ile 80 yıl arasında hapsi öngörülüyor.

Küçük’ün diğer suçlamalarla ilgili olarak da 194 ile 435 yıl arasında hapsi talep edilen iddianamede, tutuklu sanık Doğu Perinçek’in de ”Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsi talep ediliyor.

Perinçek’in TCK’nın 220. maddesinde yer alan ”Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır” hükmü uyarınca ”Kişiyi yerine getirdiği kamu görevinden dolayı tasarlayarak öldürmek” suçundan da ağırlaştırılmış müebbet hapsi istenen iddianamede, Perinçek’in diğer suçlamalara ilişkin de 192 ile 417 yıl arasında hapse çarptırılması talep ediliyor.

İddianamede, Küçük ile Perinçek’e ilişkin sevk maddeleri arasında Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanunu’nun 73. maddesi ile Telsiz Kanunu’nun 32. maddesinin de bulunması dikkat çekiyor.

İlhan Selçuk ve diğerleri

Diğer sanıklardan tutuksuz yargılanan Cumhuriyet gazetesi İmtiyaz sahibi ve başyazarı İlhan Selçuk ile tutuklu sanık Kuvayı Milliye Derneği Başkanı emekli Kurmay Albay Mehmet Fikri Karadağ’ın da ”cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsi talep ediliyor.

İddianamede, Selçuk ve Karadağ ile tutuksuz sanık eski İÜ Rektörü Kemal Yalçın Alemdaroğlu ve tutuklu Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol‘un da TCK’nın 220. maddesinde yer alan ”örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır” hükmü uyarınca ”kişiyi yerine getirdiği kamu görevinden dolayı tasarlayarak öldürmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsi isteniyor.

Tutuklu sanık emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin‘in ”kişiyi yerine getirdiği kamu görevinden dolayı tasarlayarak öldürmeye azmettirmek” ve ”cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek” suçlarından 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapsi istenen iddianamede, bu sanıkların diğer suçlamalara ilişkin olarak da 217 ile 500 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılmaları talebinde bulunuluyor.

İddianamede, yine tutuklu olan avukat Kemal Kerinçsiz‘in de aralarında bulunduğu diğer 79 sanığın ise değişik suçlamalardan 1 ile 74 yıl arasında değişen hapsi isteniyor. Bir kısım şüpheliler hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği belirtilen iddianamenin sonunda, bir kısım şüpheliler hakkındaki evrakın da ayrıldığı belirtiliyor.

18 Ekim 2008

1. Duruşma

46’sı tutuklu 86 sanığın yargılandığı ”Ergenekon” davasının 23 Ekim’e ertelendiği açıklandı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki adliyede görülen davanın duruşmasında, tutuklu ve tutuksuz sanıkların ayrı ayrı yargılanmasına karar verildi. Önce tutuklu sanıklar yargılanacak.

Davaya, sanık ve avukatların talepleri değerlendirilmek üzere saat 16.25′te ara verildi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki adliyede görülen davanın duruşmasına, sanık ve avukatların taleplerini karara bağlamak üzere ara verildiği açıklandı. Verilen aranın ardından tekrar başlayan Ergenekon Davası’na ilişkin duruşma, yapılan müdahillik, yetkisizlik, görevsizlik ve reddi hakim gibi taleplere ilişkin karar vermek üzere 23 Ekim Perşembe gününe ertelendi. 19 Ekim 2008

2. Duruşma

Ergenekon davasının 2. duruşmasında kimlik tespitleri yapıldı. Sanıkların tahliye taleplerini reddeden mahkeme heyeti, tutuklu ve tutuksuz sanıkların birlikte yargılanmalarına karar vereek duruşmayı 27 Ekim’e erteledi. Bu arada soruşturma kapsamında gözaltına alınan emekli savcı Ertaç Giray serbest bırakılırken emekli savcının koruması tutuklandı. 23 Ekim 2008

3. Duruşma

Duruşmada, 2455 sayfalık iddianamenin 74 sayfası okundu. Bugün ilk kez duruşmaya katılan Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı ve İmtiyaz Sahibi İlhan Selçuk, gazetecilerin “Mahkemeyi nasıl görüyorsunuz?” şeklindeki sorularına “Gözlerime bakın anlayın. Yazık. Türkiye’ye yazık. Her şey çürümüş” diyerek yanıt verdi. 27 Ekim 2008

4. Duruşma

Dördüncü gün de sona erdi. Dava 30 Ekim Perşembe gününe ertelendi. Kemal Alemdaroğlu’yla ilgili adli takip kaldırıldı. 123 sayfası okunan 2 bin 455 sayfalık iddianamenin tamamının okunmasının yaklaşık 15 gün sürmesi bekleniyor. 28 Ekim 2008

5. Duruşma

5. duruşma sona erdi. Bugünkü duruşmada bazı sanık ve sanık avukatları iddianamenin okunmaması için dilekçe verdi. Oturuma Sedat Peker de ilk kez katıldı. Duruşmada 2455 sayfalık iddianamenin 284 sayfası okunabildi. 30 Ekim 2008

6. Duruşma

6. duruşma sona erdi. Dava 3 Kasım Pazartesi gününe ertelendi. Bu oturumda, iddianamede, Cumhuriyet gazetesine atılan el bombaları ile Ümraniye’de ele geçirilen el bombaları arasındaki benzerliğin yer aldığı bölüm okunurken, bazı tutuklu sanıklar, ”Benzerlik derken birebirlik yok burada” şeklinde itirazda bulundular. 31 Ekim 2008

7. Duruşma

”Ergenekon” davasının bugün görülen 7. duruşmasında Cumhuriyet Savcıları Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın tarafından iddianamenin 141 sayfası okunarak, 584. sayfaya gelindi. 3 Kasım 2008

8. Duruşma

Davanın 8′inci duruşması sona erdi. Mahkeme, duruşmayı 6 Kasım Perşembe günü saat 09.30′a erteledi. Oturumda Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel tarafından okunan iddianamede 1344′üncü sayfaya gelindi. İddianamenin bugünkü bölümünde, sanıkların hukuki durumu ele alındı. 4 Kasım 2008

9. Duruşma

Yargılamanın 9′uncu duruşması tamamlandı. Mahkeme heyeti, duruşmayı yarın saat 09.30′a erteledi. Bugün okunmasına devam edilen iddianamede 1591′inci sayfaya kadar gelindi. 6 Kasım 2008

10. Duruşma

”Ergenekon” davasının bugün yapılan 10. duruşmasında iddianamenin okunmasına devam edildi, tutuklu sanık avukat Kemal Kerinçsiz’in hukuki durumu ele alındı. Mahkeme hayeti, Kerinçsiz’in avukatı Tolga Akalın’ın davanın durdurulması ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “mağdur” sıfatıyla dinlenmesi istemini reddetti. 7 Kasım 2008

11. Duruşma

Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki duruşma salonunda İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce yapılan Ergenekon Davası’nın dünkü oturumunda 2455 sayfalık iddianamenin okunması tamamlandı. Şimdi söz savunmada. 10 Kasım 2008

12. Duruşma

Sanıkların sorguları başladı. Tutuklu sanık Oktay Yıldırım‘ın sorgusu yapıldı. Emekli Astsubay Oktay Yıldırım, Ümraniye’de bir gecekonduda ele geçirilen el bombaları ile bir bağlantısının bulunmadığını belirterek, ”Ne avukatım ne ben o bombaları gördük. O bambaları imha kararı veren mahkeme de o bombaları görmedi” dedi.

Ümraniye’de ele geçirilen bombalara ilişkin uzmanların tuttuğu tutanağın saatinin 20.30 olduğunu, onların verdiği cins ve miktar bilgilerine istinaden emniyette tutulan rapora ise saatin 19.40 olarak yazıldığını söyleyen Yıldırım, bu saatlerin tam tersi olması gerektiğini anlatarak, ”Neresinden tutsak elimizde kalan 18 aylık sürecin en alt tuğlasıdır bu. Bütün süreç, bu tuğla üzerine bina edilmiştir” dedi. 11 Kasım 2008

13. Duruşma

Ergenekon soruşturmasında el bombalarının bulunduğu Ümraniye’deki evin kiracısı, tutuksuz sanık Ali Yiğit savunmasını yaptı, mahkemede daha önce savcılıkta verdiği ifadeye ekleyecek bir şeyinin olmadığını söyledi. Ancak çarpraz sorguda birçok soruya çelişkili yanıt verdi. Bazı sorulara ise “hatırlamıyorum”dedi. Yiğit ifadesindeki Muzaffer Tekin ile ilgili bölümleri değiştirdi.

Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, söz isteyerek, “Ben 25 yıl Adli Tıp Genel Kurulu’nda hekim ve cerrah olarak görev yaptım. Çok psikiyatri hastaları gördüm. Bu Ergenekon kurgusu hukuk ve ceza ehliyeti tartışılır bir eşcinsel haham sayesinde oldu. Şimdi ifade veren Ali Yiğit’in de anladığım kadarıyla hukuk ve ceza ehliyeti tartışılır. İfadelerindeki çelişkiler, emniyetteki girişimleri… Ben bir üniversite rektörü olarak emniyette saygıyla karşılandım ancak savcılıkta saygı ile karşılanmadım. Ali Yiğit nasıl oluyor da gözaltında arabayla gezdiriliyor, restoranda yemek yiyebiliyor. Çocuğunun sünnet geliri ile mi araba alabaliyor? Ben örgütün yöneticisi olmakla suçlanıyorum. Savcıları biraz vicdanlı olmaya davet ediyorum” diye konuştu.

Duruşmada öğleden sonraki bölümünde gecekonduda bulunan bombaları saklamakla suçlanan tutuklu sanık Mehmet Demirtaş sorgulandı ve savunması alındı.

Muzaffer Tekin, savunmasına başladı. 13 Kasım 2008

14. Duruşma

Ergenekon davasının 14. oturumunda Muzaffer Tekin, savunmasına devam etti. Tekin, “İddianamenin düzenlenmesinin temel amacı, Cumhuriyet Gazetesi’nin bombalanması ve menfur Danıştay cinayeti üzerindeki tarikat bağlantılarını örterek, saldırıyı ulusalcıların ve vatan severlerin üzerine yıkmaktır”dedi. 14 Kasım 2008

15. Duruşma

Ergenekon davasının 15. oturumunda tutuklu sanık Muzaffer Tekin’in çapraz sorgusu yapıldı. Soruya Cumhuriyet Gazatesi avukatları da katıldı. Tekin’in avukatı Engin Çelik Kadıgil, iddianameyle devletin gizli belgelerinin yayınlanmasına neden oldukları gerekçesiyle soruşturma savcıları hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istedi.

Öğleden sonra Mahmut Öztürk savunmasını yaptı, savunmasının alınmış olmasını ve tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak tahliyesine karar verildi18 Kasım 2008

16. Duruşma

Ergenekon davasının 16. oturumunda savunmasını yapan, Gazi Güder, hakkındaki suçlamaları reddederken, Halil Behiç Gürcihan LOBİ teşkilatını ilk kendisinin deşifre ettiğini belirterek, “Gladyo bu iddianameyi hazırlayan zihniyete fazlası ile minnettardır” dedi. Gürcihan iddianameye ilşkin olarak da “İddianame Nobel Ödülü’ne aday olabilir” ifadesini kullandı. 20 Kasım 2008

17. Duruşma

Ergenekon davasında  Halil Behiç Gürcihan’ın çapraz sorgusu yapıldı. Gürcihan, “Son günlerde konuşamaz ve tek başına tuvalete gidememez hale gelen Okkır’ın bakımını üstlenen Erol Ölmez, savcıyla iki kez yüz yüze görüşerek Okkır’ın durumunun aciliyetini anlattığını ancak sonuç alamadığını söyledi. Savcı Zekeriya Öz, Erol Ölmez‘den Okkır ile ilgilenmesi için kendi istediği ifadeyi vermesini, bunun karşılığında kendisini tahliye ettireceğini söylemiştir” iddiasında bulundu.21 Kasım 2008

18. Duruşma

Ayşe Asuman Özdemir ve SESAR Başkanı İsmail Yıldız‘ın savunma ve çapraz sorguları tamamlanıp, Ergun Poyraz‘un sorgusuna geçildi. Çapraz sorgusu sırasında rahatsızlığı nedeniyle fenalaşan Ayşe Asuman Özdemir’in duruşmalardan vareste tutulmasına karar verildi. 24 Kasım 2008

19. Duruşma

Duruşmanın sabahki oturumunda savunmasını tamamlayan Ergün Poyraz, iddianameyi “karşı devrim itirafnamesi” olarak nitelendirerek, Fethullah Gülen hakkında açılan çete davasının intikamının alındığını ileri sürdü. Poyraz’ın avukatı Hüseyin Buzoğlu da yargılamayı tutuklu sürdüren mahkemenin, yeni gelecek operasyon dalgalarından sorumlu olacağını ifade etti. 25 Kasım 2008

20. Duruşma

Ergenekon davasının 20. oturumunda, MİT’in Tuncay Güney’in anlatımlarına göre hazırladığı, Ergenekon’un bir numaralı isminin de yer aldığı şemanın sansürsüz haliyle mahkemeye ulaştığı açıklandı. Şema, mahkemece incelemeye alındı.

Kuvvai Milliye Derneği kurucusu ve Başkanı Bekir Öztürk çapraz sorgu ve savunmalarıyla devam edildi. 27 Kasım 2008

21. Duruşma

Davanın tutuklu sanıklarından gazeteci-yazar Mete Yalazangil‘in savunmasina gecildi. 28 Kasım 2008

22. Duruşma

Ergenekon davasının 22. oturumunda savunmasını yapan tutuklu sanık Muzaffer Şenocak, kendisinde bulunan amonyum nitrat ve dinamit lokumunun yardım için gittiği Düzce depreminden kaldığını söyleyerek, frekans kesici aletleri ise yurt dışından ithal ettiğini ifade eti. Şenocak, tutuklu sanık Aydın Yüksek’i 150 bin dolar dolandırdığı iddialarına karşılık, “Yüksek iş ortağımı tehdit etti. Ailemden 250 bin dolar istedi” dedi. Yüksek ile Şenocak arasında çapraz sorgu sırasında gerginlik yaşandı. 1 Aralık 2008

23. Duruşma

Eskişehir’de annesine ait evde 11 kilo C-4 ve çeşitli silahlar ele geçirilen emekli binbaşı Fikret Emek‘in savunmasi ile başlandı. Fikret, bu silah ve mühimmatları doğuda ve Kuzey Irak’daki operasyon bölgelerinden aldığını söyledi. Bu silahların kendisinde olduğunu unuttuğunu söyleyen Emek, evinde bulunan bilgi ve belgelerde adı geçen kişilerden deşifre olmalarına neden olduğu için de özür diledi.

Daha sonra sanık emekli binbaşı Zekeriya Öztürk‘ün savunmasına geçildi. 2 Aralık 2008

24. Duruşma

Ergenekon davasında tutuklu sanık emekli yüzbaşı Mehmet Zekeriya Öztürk‘ün savunmasını yapmasına devam edildi. Şemdin Sakık’ın 33 askerin ölmünden de sorumlu tutulduğunu ifade eden Öztürk,  “Burada tutuklu olarak hesap veriyorum ancak bir vatandaş olarak devletimden hesap soruyorum. Terörist Şemdin Sakık, şimdi devlete hizmet ediyor. Yıllarca bu teröristi yok etmeye memur edilmiş ben ise şimdi terörist ilan ediliyorum. Bu ne yaman çelişki” dedi. 4 Aralık 2008

25. Duruşma

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri Cezaevi’nde görülen Ergenekon davasının 25. oturumu dün yapıldı. Duruşmada savunmasını tamamlayan tutuklu sanık Mehmet Zekeriya Öztürk’ün avukatı Yaşar Ağsu, iddianamedeki farklı yerlerde bulunan ancak benzerlik gösteren bombalar iddiasın’ı kabul etmediklerini belirterek, “Bu konuda cemaat kadrolaşmasının resmi hal olduğu emniyet dışında bir kurumdan rapor alınmalıdır” dedi. 5 Aralık 2008

26. Duruşma

26 . oturumda emekli tuğgeneral Veli Küçük‘ün savunmasına geçildi. “Bu komik ve trajikomik davada”sanık olmaktan hem memnun hem de üzgün olduğunu dile getiren Küçük, bu dava sayesinde yıllardır üzerine sıçratılan çamurları temizleme fırsatının doğduğunu ifade etti. 15 Aralık 2008

27. Duruşma

Ergenekon davasının 27. oturumunda tutuklu sanık Veli Küçük‘ün çapraz sorgusu tamamlandı. Kamuoyunda ‘Drej Ali’ olarak bilinen tutuksuz sanık Ali Yasak‘ın avukatı Şevket Küçük, Veli Küçük’e Susurluk kazası sonrası Ali Yasak‘ın aldığı öne sürülen çanta konusundaki bilgisini sordu. Küçük, bu soruya “Susurluk 1996′da oldu. Ben Ali Yasak ile 98 ya da 99′da bir lokantada tanıştım. Çantadan baştan beri haberim yok. İddianamede çantayı almak üzere kaza yerine göndermişim. Ali Yasak’ı tanımıyorum ki çantayı almaya göndereyim” yanıtını verdi. 16 Aralık 2008

28. Duruşma

Ergenekon davasının 28. duruşmasında ‘kilit isim’ Tuncay Güney’in yurt dışından ifadesinin alınması için hukuki sürecin başlatılmasına karar verildi. Müdahil avukatların soru sorma hakları da sınırlandırma getirilmesine karar verilen duruşmada savunma yapan sanık Sevgi Erenerol, hakkındaki suçlamaları kabul etmedi. Tutuklu sanık Türk Ortodoks Kilisesi’nin Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol, Fener Rum Patrikhanesi’nin hedefleri doğrultusunda gözaltına alındığını, kendisi üzerinden kiliselerinin yıpratılmak istendiğini savundu. 18 Aralık 2008

29. Duruşma

Örgüt üyesi olduğu iddiasıyla yargılanan Noel Baba Vakfı ve Noel Baba Barış Konseyi Başkanı Muammer Karabulut, 2 Mart 2001′de “homoseksüel haham” diye tanımladığı Tuncay Güney’den ele geçirilen Ergenekon belgesinin 30 Nisan-1 Mayıs 2001′de gazeteci Fehmi Koru tarafından yayımlandığını belirten Karabulut “Kimse Koru’ya 2001′de bu belgeye nereden bulduğunu sormadı” dedi. Güney’in anlatımları üzerine başlatılan soruşturmaya takipsizlik kararı verildiğini anımsatan Karabulut, “Ergenekon ne zaman ki 12 Haziran 2007′de Ümraniye’de el bombaları ile döllendirildi, sezaryenle ikinci kez dünyaya getirildi. Türkün Türeyiş destanı Ergenekon’un adı, olmayan terör örgütüne konuldu” diye konuştu.

Söz alan SESAR Başkanı İsmail Yıldız Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek‘e kesilen fatura ile ilgili açıklama yapmak istediğini belirtti. Başkan Şengün de, “Evet. Siz açıklama yapmasaydınız. Ben soracaktım” dedi. Yıldız bahsi geçen bu faturanın gerçek olduğunu belirterek “AKP kurulmadan önce Melih Gökçek, parti kurma çalışması içerisindeydi. Parti kurma işi iptal olunca Demokrat Parti’nin Genel Başkanlığı’na oynadı. Bu dönemde danışmanlık hizmeti vermemizi istedi. Bu hizmet içinde Recep Tayyip Erdoğan’ın tutarsızlıklarının araştırılması, AKP’nin iktidara gelişinin engellenmesinin araştırılması ve Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidara geldiğinde nasıl yıpratılır araştırmasıdır. Her parti seçim döneminde rakipleri hakkında böyle çalışmalar yapar” diye konuştu. 19 Aralık 2008

30. Duruşma

Ergenekon davasının 30. duruşmasında savunma yapan tutuklu sanık gazeteci-yazar Vedat Yenerer‘in savunma ve çapraz sorgularına geçildi, soruşturma savcılarının “terör estirdiklerini” belirten Vedat Yenerer, “Bu bir intikam operasyonudur. Gözaltına alınmayacağına emin olan kimse yoktur. Savcı Zekeriya Öz, hızını alamamış, öz teyze oğlunu bile kendisine kızdığı için gözaltına aldırmıştır. Yakında sıra babasına gelirse şaşırmamak gerekir” diye konuştu. 22 Aralık 2008

31. Duruşma

Ergenekon davasında savunmasına yapan tutuklu sanık Ümit Oğuztan, savcıların soruşturma sırasında kendisine gizli tanıklık yapması için baskı yaptığını, kabul etmeyince tutuklandığını söyledi. Mahkeme heyeti, Tuncay Güney’in 2007 yılı Aralık ayı başından 2008 yılı Şubat sonuna dek kullandığı bilinen sahte kimlikler ile Türkiye’ye giriş-çıkış yapıp yapmadığının sorulmasına karar verdi. 23 Aralık 2008

32. Duruşma

Ergenekon davasının bugünkü duruşmasında PKK tarafından öldürüldüğü açıklanan Albay Rıdvan Özden’in ölümüne ilişkin dosyanın Ergenekon soruşturmasıyla birleştirildiği açıklandı. MİT’en mahkemeye gönderilen yazıda “Ergenekon Şeması” ve ekindeki bilgi notunun gizli ve istihbarat bilgisi niteliği taşıdığı için delil olarak kabul edilemeyeceği savunuldu.

Ergenekon davasının 31. duruşmasında, örgüt üyeliği ile suçlanan Ümit Oğuztan’ın çapraz sorgusu yapıldı. Daha sonra kürsüye çağrılan Sami Hoştan, avukatından çapraz sorguda müdahale etmemesini, savcıların bütün sorularına cevap vereceğini ama savcıların da iddialarının delillerini ortaya koymalarını beklediğini söyledi. 25 Aralık 2008

33. Duruşma

Akın Birdal suikastinin azmettiricisi Semih Tufan Gülaltay‘ın savunması yapıldı.

Ergenekon terör örgütüne yönelik soruşturma kapsamında firari şüpheli olan Tuncay Güney’in dosyası Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz tarafından ‘soruşturmada gizlilik kararı olduğu’ gerekçesi ile mahkemeye gönderilmedi. Dosyayı yeniden isteyen İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, savcılığa gönderdiği yazıda, Güney’in iddianameye konu terör örgütü hakkında birçok açıklamasının olduğunu anımsattı. Güney’le ilgili soruşturma dosyasının davaya katkısının olacağı kaydedilerek, “Anayasa’nın 138/4. maddesi gereği ilgili mercilerin mahkeme kararlarına uymak zorunda oldukları”na dikkat çekildi. Soruşturma dosyasının gizliliğinin gerekçe gösterilmesinin mahkemeyi bağlamayacağı ifade edilerek, şöyle devam edildi:  “Hiçbir bağ bulunmayan bir soruşturma dosya hakkında bile, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması temel görevi olan mahkemelere karşı soruşturmanın gizliliği ilkesinin ileri sürülemeyeceği açıktır. CMK 153/2 madde gereği, soruşturmanın gizliliği kararını veren makam savcılık değil mahkemedir. Doğal olarak bu konuda ki taktir hakkının da mahkemeye aittir.” Mahkeme tarafından yazılı olarak istenen bilgilere cevap verilmesinin zorunluluk olduğunu, aksi durumun yasal sorumluluk doğuracağı anımsatıldı. 26 Aralık 2008

34. Duruşma

Ergenekon davasının 34. oturumunda, çete suçundan yargılandığı başka bir dava kapsamında tutuklu bulunan Semih Tufan Gülaltay‘ın çapraz sorgusu yapıldı. Daha sonra tutuklu sanık Orhan Tunç’un savunmasına geçildi. 29 Aralık 2008

35. Duruşma

Ergenekon davasında savunması ve sorgusu alınan tutuklu sanık Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Enstitüsü öğretim üyesi Doç.Dr. Ümit Sayın, telefon dinlemelerine dayanarak önyargılı sonuç çıkarımlarla suçlandığını söyledi. Suçlandığı ifadelerinde anlık duygusal tepkiler, hayal ve fanteziler olduğunu anlatan Sayın “Bizler AKP’nin Türkiye’yi şeriat benzeri anti-laik bir sisteme götürmek istediğini düşünüyoruz. Eğer bu gerçekse askerin konuya müdahale etmesi gerekir. Çünkü laiklik Anayasa’nın değiştirilemeyen ana ilkelerinden birisidir” diye konuştu. Darbe heveslisi olmadığını söyleyen Sayın “Son yaşadıklarımdan sonra kesinlikle askeri darbeye karşıyım” dedi. 30 Aralık 2008

36. Duruşma

Ergenekon davasının 36. oturumunda tutuklu sanık Ümit Sayın‘ın çapraz sorgusu tamamlandı.

Öğleden sonra kürsüye çağrılan tutuklu sanık, Sakarya Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Emin Gürses’in savunmasına başlandı. Gürses, gözaltında savcı Zekeriya Öz ile sekiz saat sohbet ettiğini ancak ifadesinin üç sayfa olarak tutanağa geçirildiğini ifade ederek, bazı açıklamalarının eksik yazıldığını, ifade tutanağının yanlışlarla dolu olduğunu söyledi. Gözaltına alınışı sırasındaki uygulamayı eleştiren Gürses, “Polis kamerasına, ‘hiçbir Cumhuriyet Savcısı Emin Gürses’in evine kasklı, çelik yelekli, tüfekli 20 tane adam gönderemez. Bunu yapan savcı ABD Büyükelçiliği görevlendirmiştir’ dedim. Bu açıklamam iddianameye konulmuş. Ben küfür etmem söverim” diye konuştu. 5 Ocak 2009

37. Duruşma

Ergenekon davasının 37. oturumunda Doç. Dr. Emin Gürses‘in çapraz sorgusu tamamlandı. 6 Ocak 2009

38. Duruşma

Ergenekon davasının 38. oturumunda savunmasını tamamlayan Doç.Dr. Emin Gürses‘in avukatı Mehmet Taşdelen‘in muvekkilini savundu. Mehmet Taşdelen, Danıştay saldırısının “MOSSAD’ın bazı ihaleleri iptal eden hakimleri cezalandırma operasyonu” olduğunu öne sürdü. 8 Ocak 2009

39. Duruşma

Ergenekon davasının 39′uncu duruşması, müdahil Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın avukatlarının “mahkeme heyetinin reddi” yönündeki talebi nedeniyle 22 Ocak Perşembe gününe ertelendi. 19 Ocak 2009

40. Duruşma

Davanın bugün yapılan duruşmasında, tutuklu sanıklardan İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek savunma yaptı. Perinçek savunmasında  ”Bu iddianame, Türk ordusuna düşmanlık metnidir” dedi.

Perinçek, savunması sırasında ”yorulduğunu” belirterek, savunmasına yarın devam etmek istediğini söyledi. Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün de Perinçek’in savunmasına yarın devam edileceğini belirterek, dosyaya sunulan dilekçe ve taleplerin de yarınki oturumda değerlendirileceğini kaydetti. Heyet, duruşmayı yarın saat 09.30′a bıraktı. 22 Ocak 2009

41. Duruşma

Ergenekon davasının bugünkü duruşmasında, İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek savunmasını yaptı. Perinçek, eski MİT’çi Mehmet Eymür Eymür’ün kendisini CIA ve MOSSAD’dan aldığı görevle takip ettiğini iddia etti.

Doğu Perinçek, iddianamede Lobi belgesinin ele geçirildiği şüpheliler arasında kendisinin de yer aldığını ifade ederek, “Bu gerçek dışıdır. Arama tutanaklarında da yoktur. Ya polisler ya da savcılar tarafından sonradan deliller arasında konulmuştur” dedi. 23 Ocak 2009

42. Duruşma

Ergenekon davasının 42. duruşmasına 23 Ocak günü tahliye edilen sanıklar Vedat Yenerer ve Orhan Tunç da katıldı. Savunmasını sürdüren Perinçek yapılmış darbelerin yargılanmadığını, olmayan darbeler yaratılarak vatanseverlerin yargılandığını söyledi. Perinçek, 12 Eylül darbesini tertipleyen Amerika’nın bir gladyo operasyonuyla darbenin çocuklarını Türkiye’nin tepesine oturttuğunu söyledi. 26 Ocak 2009

43. Duruşma

Tutuklu sanık İP Genel Başkanı Doğu Perinçek, 15 Ocak perşembe günü başladığı savunmasını tamamladı. İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, “Bu davanın sanıkları örgüt değil ama buradan bir örgüt çıkar. Savcı Zekeriya Öz, Tuncay Güney, Sami Demirkıran, Mehmet Zekeriya Öztürk ve Osmanım (Osman Yıldırım). Bunlar bir örgüt. Bunlar arasındaki bağ son derece açık. Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül’e kadar bu örgüt gider. Bu örgüt de yargılanacak” dedi. 27 Ocak 2009

44. Duruşma

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri Cezaevi’nde görülen Ergenekon davasının 44. oturumunda Doğu Perinçek‘in çapraz sorgusu yapıldı. İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek, savcıların Cumhuriyet Gazetesi imtiyaz sahibi ve başyazarı İlhan Selçuk ile ilişkisine ilişkin ısrarlı soruları üzerine “İlhan Selçuk Türk devrimci, Atatürkçü geleneğini içinde son 50 yılın en değerli yazarlarından biridir. Az konuşmuşuz, konuşma düzeyinde kalmak bizim en büyük hatamız” diye konuştu. 29 Ocak 2009

45. Duruşma

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri Ceza infaz Kurumları Yerleşkesi’nde görülen duruşmaya, tutuklu 36 sanık ile tutuksuz sanıklardan Güler Kömürcü Öztürk katıldı. Duruşmada, tutuklu sanık İP Genel Başkanı Doğu Perinçek’in çapraz sorgusu tamamlandı.

Tutuklu sanık Kemal Kerinçsiz, örgüte isnat edilen Cumhuriyet Gazetesi’nin bombalanması ve Danıştay cinayetinin en önemli delilinin Danıştay davasından müebbet hapse çarptırılan Osman Yıldırım‘ın gizli tanık 9 kimliğiyle verdiği ifadeler olduğuna dikkat çekti. Osman Yıldırım’ın 2006 yılında kasten adam öldürmeye teşebbüs ve ruhsatsız silah taşıma suçlarından 9 yıl hapis cezasına, ablasını öldürmek suçundan 20 yıl hapis cezasına çarptırıldığını, ayrıca nüfus kağıdında sahtecilik yapmak suçunan mahkum edildiğine dikkat çeken Kerinçsiz,  18 yaşındaki öz yeğenine Erzurum’da üç erkeğe para karşılığı fuhuş yaptırtmaktan  2 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum edildiğini anlattı. Kerinçsiz şöyle devam etti: “Bir savcının böyle ahlaksız bir insana işine yarar birtakım ifadeler temin etmek amacı ile Osmanım diye hitap ederek, işbirliği içerisinde, bu davaya esas olacak beyan almasını şiddetle kınıyorum.”  30 Ocak 2009

46. Duruşma

Ergenekon davasının 46. oturumunda savunma yapan tutuklu sanık Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bolluk, Aydınlık’taki haberlerle gladyonun faaliyetlerini açığa çıkardıklarını belirterek, “Mehmet Eymür başta olmak üzere MİT’teki tertipçiler, ‘gladyonun faaliyetlerini felç ettiler’ diye bizden iki kez şikayetçi oldular” dedi. Bolluk’un çapraz sorgusunun ardından söz alan Susurluk hükümlüsü Sami Hoştan da “Kazadan sonra olay yerine ilk giden bendim. Çatlı’nın çantası da bende” diye konuştu. 2 Şubat 2009

47. Duruşma

Mahkeme heyeti, Tuncay Güney’in mülakatında verdiği bilgilere dayanarak MİT tarafından düzenlenen Ergenekon şemasındaki kapalı isimlerin saygınlıklarının ve haklarının zedelenme olaslığını göz önünde bulundurarak açıklanmamasına karar verdi. Mahkeme Örgütün 1 numarasının da yer aldığı tartışmalı MİT şeması konusundaki kararında üzeri kapatılmış, kişiler hakkında herhangi bir soruşturmanın açılmadığına dikkat çekti.

Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bolluk‘un avukatı Vahdettin Erdem’in savunmasına geçildi. Daha sonra Özal’ın kuyumcusu olarak tanınan tutuklu sanık Hayrettin Ertekin savunmasını yapti.

Tutuksuz sanık Vedat Yenerer de söz alarak,  tutuklanmasına neden olan ve uzun sürede de basın da ‘’vahim nitelikli’’ olduğu yazılan tüfeğe ilişkin Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda, bu silahın 6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanununu kapsamında bulunmadığının bildirildiğini söyledi. 3 Şubat 2009

48. Duruşma

Ergenekon davasının 48. oturumunda savunmasını tamamlayan tutuklu sanık Hayrettin Ertekin, TMSF’nin Sabah ve ATV ihalelerine girmemesi için Çalık Grubu’ndan Ediz Aydın ve dönemin Başbakanlık Basın Sözcüsü Akif Beki tarafından ikaz ve tehdit edildiğini öne sürdü. Hayrettin Ertekin, mahkemedeki savunmasında, ”Nasıl bir teröristim ki bu devletin bütün kademeleri teşekkür ediyor. Nasıl bir teröristim ki devlete yüklü miktarda vergi veriyorum” dedi.

Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese ise, Ertekin’e soruşturma kapsamında 360 kişinin alınacağına dair iddialarını hatırlatarak bu bilgilere nereden ulaştığını sordu. Ertekin soruya şu yanıtı verdi: “360 kişi ABD Büyükelçiliği’ndeki ajanlar hazırlayıp Türkiye’ye verdi. Geçen duruşmalarda iki hafta sonra şu kişiler alınacak dedim o da çıktı. Ankara’da iki hakim daha alınacak. Sonra İsmail Hakkı Karadayı, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Mehmet Ağar, Korkut Eken’in alınacağını söylüyorum. Bu söylentiler üzerine de bir yerlere Türk Silahlı Kuvvetleri’ne tarihi sorumluluk yüklemeyin diye haberler gittiğini biliyorum.” 5 Şubat 2009

49. Duruşma

Ergenekon davasının 49. oturumunda savunma yapan tutuklu sanık PKK itirafçısı Abdülmuttalip Tonçer‘in savunması alındı. Tonçer, JİTEMde faaliyet gösterdiği iddialarını yalanlayarak JİTEM diye bir şey yoktur. Jandarma istihbaratının kısa adı JİT vardırdedi. Gerçek kimliğinin iddianameyle açıklandığını, can güvenliğinin olmadığını söylen Tonçer, soruşturma savcılarının kendisine Güneydoğuda illegal faaliyet yürüten komutanların ismini ver seni örgüte katmayalımteklifinde bulunduklarını öne sürdü. 6 Şubat 2009


Yorum Yapın