jump to navigation

“Bak ben sana ‘Sayın’ diyorum” 7 Haziran 2009

Posted by sacmahaberler in Politika.
Tags: , , , , , ,
add a comment

Tayyip’ten Türkçe dersleri.

“Kayseri’de partisinin 3. Olağan Kongresi’nde konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP lideri Deniz Baykal’a üslup dersi vermeye kalktı. “Önce bu ülkede bir partinin genel başkanının ‘şen ve siz’ ifadelerini kullanmasının ne anlama geldiğını öğrenmesi lazım” diyen Erdoğan’ın cümlesinin devamı ilgi çekiciydi. Baykal’a gayriresmi bir şekilde hitap eden Erdoğan, “Bak ben ’sana’, ‘Sayın’ diyorum” dedi.”

Gülsek mı ağlasak mi?

Henüz partisini ismini nasıl kısaltmamız gerektiğini söylerken, kendisi gibi söylemeyenleri “edepsiz” ilan eden Tayyip. Şimdi bizlere başka bir terbiye kuralı öğretiyor.

Apo’ya sayın diyor, ama Baykal’a sen diyor, ama “sayın” dediğini söylüyor.

Neyse çok üstüne gitmeyelim, bu ara kafası karışık. Satması gereken araziler var.

Ali Bulaç’a pembe nüfus cüzdanı kampanyası 12 Mayıs 2009

Posted by sacmahaberler in Medya.
Tags: , , , ,
add a comment

Ali Bulaç, zeka seviyesi sınırlı biri.

Aynı şekilde Reha Muhtar‘da.

Bu ikisi bir araya gelince, ortaya çıkacak şeyin mantık çerçevesinde olmasını beklemek aptalık.

Ali Bulaç, “Ben Bülent Ersoy’un annesinin şöyle dediğını hatırlıyorum; ‘Benim oğlum bir erkekti ve eğilimleri de erkekçeydi. Onu başın bu hale getirdi.’ Yani o kadar çok teşvik edilmiş ki ‘Sen kadınsın, sen kızsın, senin kızlık duyguların çok daha önde.’” demiş, aklınca ameliyat olmasını “motivasyon“a bağlamış.

Yani insanlar ve medya, “sen kadınsın, sen kızsın, senin kızlık duyguların çok daha önde” dersek, istediğimiz kişinin cinsiyetini değiştirebiliriz.

O zaman boş durmayalım, başlayalım.

“Ali Bulaç, sen kadınsın, sen kızsın, senin kızlık duyguların çok daha önce”

Bakalım ne kadar zamanda Ali Bulaç’ın cinsiyetini değişirebileceğiz.

Atilla Yayla kendisini anlatmış 8 Mayıs 2009

Posted by sacmahaberler in Medya.
Tags: , , , , , , , , , , , ,
add a comment

Bu kadar cahillik, eğitimle olur.

Kendi yaptıklarını yazacaksın, ama başkasını suçlayacaksın. Utanmadan Atatürk‘e faşist diyeceksin.

Zaman Gazetesi bu aralar iyiden iyiye açıldı, saçıldı. Amerika‘da, CIA‘in bi o yetkilisinin, bi bu yetkilisinin kucağına oturan Fethullah, AKP iktidarı ile gelen, muhalifleri içeri tıkalım, Amerika‘nin istediği doğrultuda vatanı satalım dalgası ile coşuyor, sahibi olduğu gazeteleri coşturuyor.

Atilla Yayla‘da bu coşkuya katılan, kendisini “liberal-aydın” kategorisine koyan, bildiğimiz Amerikancılardan biri. Özür diliyorum kampanyası üylerinden.

Ne diyor bu zerzevat?

“Faşistlere göre toplum liderin cismi ve öğretileri etrafında sıkılmış yumruk misali birleşmeli, bütünleşmeli ve parlak geleceğını yaratmalıdır. Faşizm plüralizmi reddeder, bütünleştirilmiş bir iyi insan-iyi toplum tanımı yapar. Her bireyin bu tanıma isteyerek uymasını talep eder. Uymayanları devlet aygıtları aracılığıyla uydurur”

Bu söyledikleri bana bir yerden tanıdık geliyor. Yazdığı gazetenin bağlı olduğu cemaat, liderleri Fethullah etrafında yumruk misali birleşmiş, bu sayede parlak geleceği aramıyorlar mi? Yada plüralizmi reddedip, bütünleştirilmiş bir iyi insan (Fethullah) tanımı yapmıyorlar mi? Herkesin buna uymasını talep edip, uymayanlara gazeteleri ile her türlü iftirayı atmıyorlar mi? Yada sevgili Tayyip‘lerine muhalefet edenlere vergi memurlarını, Ergenekon savcılarını göndermiyorlar mi?

Bence Atilla Yayla‘nin biraz kafası karışmıs. Zaten kolay karıştırılabilinir bir kafaya sahip olması O’nu Zaman Gazetesi’nde yazar yapıyor. Böyle eğitim seviyesi düşük, analitik düşünme yeteneğine sahip olmayan kişilerin kafasını karıştırmak kolaydır. Bu yüzden, bunun gibiler fikir sahibi olamaz. Hayatları, onlara anlatılanların kabullenip, savunmakla geçer.